Prof. Dr. Sedat KarademirGenel Cerrahi UzmanıMenüİLETİŞİM

Karaciğer Yenilenme Konusunda Olağanüstü Bir Organ, Ancak Sınırsız Değil

Karaciğer Yenilenme Konusunda Olağanüstü Bir Organ, Ancak Sınırsız Değil

Prof. Dr. Sedat Karademir’den Karaciğer Sağlığı ve Karaciğer Hastalıkları Hakkında Açıklamalar

Kaynak: Milliyet Gazetesi – Didem Seymen Röportajı
Orijinal haber:Kendini yenileyebiliyor diye sınırları zorlamayın – Milliyet Gazetesi

Karaciğer Yenilenme Konusunda Olağanüstü Bir Organ, Ancak Gücü Sınırsız Değil

Prof. Dr. Sedat Karademir, “Karaciğer yenilenme konusunda olağanüstü bir organ. Ancak gücü sınırsız değil. Sağlıklı kiloyu korumak, düzenli hareket etmek, alkolden kaçınmak, hepatit B’ye karşı aşılanmak ve ilaçlarla bitkisel ürünleri bilinçsiz kullanmamak karaciğeri korumanın en önemli yolları arasında” diyor.

Karaciğer, cerrahi açıdan insan vücudunun en etkileyici organlarından biri. Pankreasın öngörülmesi güç yapısına karşılık karaciğer; anatomisi, fonksiyonel rezervi ve yenilenme kapasitesiyle cerraha çok daha farklı olanaklar sunar. Büyük bir bölümünün çıkarılmasından sonra dahi işlevini sürdürebilmesi ve kaybettiği hacmi yeniden kazanabilmesi, modern karaciğer cerrahisinin bugün ulaştığı noktanın temelini oluşturur.

Medicana International İzmir Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Sedat Karademir, karaciğerin önemini ortaya koyan noktalardan birinin görevlerini üstlenebilecek yapay bir sistemin henüz bulunmaması olduğuna dikkat çekti. Böbrek fonksiyonları ileri derecede bozulduğunda diyalizin, böbreğin bazı temel görevlerini belirli ölçüde yerine getirebildiğine değinen Prof. Dr. Sedat Karademir, “Karaciğer yetmezliğinde ise organın metabolik, sentez ve detoksifikasyon görevlerinin tamamını uzun süre üstlenebilecek benzer bir tedavi bulunmamaktadır. İleri ve geri dönüşsüz karaciğer yetmezliğinde uygun hastalar için karaciğer naklinin yaşamsal önem taşımasının temel nedenlerinden biri de budur” dedi.

Karaciğer Yenilenmesi ve Ameliyat Sonrası Karaciğer Yetmezliği Riski

Prof. Dr. Sedat Karademir, karaciğerin en dikkat çekici özelliklerinden birinin rejenerasyon kapasitesi olduğunu söyleyerek, “Karaciğer dokusunun bir bölümü cerrahi olarak çıkarıldığında, geride kalan sağlıklı doku hücresel çoğalma ve büyüme mekanizmalarıyla hacmini artırır. Sağlıklı bir karaciğerde, uygun hasta ve cerrahi koşullar altında organın çok büyük bir bölümü çıkarıldıktan sonra geride kalan bölüm yaşamsal metabolik gereksinimleri karşılayabilir. Takip eden haftalarda karaciğer hacmi hızla artarak başlangıçtaki hacmine yaklaşabilir. Burada söz konusu olan, çıkarılan parçanın aynı biçimde yeniden oluşması değil; geride kalan karaciğer dokusunun büyüyerek gerekli fonksiyonel kapasiteyi yeniden sağlamasıdır. Ancak karaciğer yağlanması, kronik hepatit, kemoterapiye bağlı hasar veya siroz söz konusu olduğunda güvenli bir ameliyat için geride bırakılması gereken fonksiyonel karaciğer miktarı artırılabilir. Aksi takdirde, ameliyat sonrası karaciğer yetmezliği gelişebilir, karında sıvı birikmesi, pıhtılaşma bozuklukları, bilinç değişiklikleri ve böbrek fonksiyonlarında bozulma gibi ciddi sonuçlar ortaya çıkabilir.”

Kronik Karaciğer Hastalıklarının Belirtileri ve Karaciğeri Koruma Yolları

Kronik karaciğer hastalıklarının önemli özelliklerinden birinin, uzun süre belirgin yakınmaya neden olmadan ilerleyebilmeleri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sedat Karademir, “Karaciğerin geniş fonksiyonel rezervi sayesinde organın bir bölümü hasar görmüş olsa bile kalan sağlıklı doku görevleri sürdürebilir. Bu nedenle kişinin kendisini iyi hissetmesi her zaman karaciğerinin sağlıklı olduğu anlamına gelmemektedir. Ancak hastalık ilerlediğinde halsizlik, iştahsızlık ve kilo kaybının yanı sıra sarılık, karında sıvı birikmesi, bacaklarda şişlik, kanama eğilimi ve bilinç değişiklikleri gibi bulgular ortaya çıkabilir. Fazla kilosu veya diyabeti olanların, hepatit B ya da C öyküsü bulunanların, düzenli ve yüksek miktarda alkol kullananların ve ailesinde karaciğer hastalığı bulunanların kontrollerini ihmal etmemesi önemlidir. Sağlıklı kiloyu korumak, düzenli hareket etmek, alkolden kaçınmak, hepatit B’ye karşı aşılanmak ve ilaçlarla bitkisel ürünleri bilinçsiz kullanmamak karaciğeri korumanın en etkili yolları arasındadır. Sarılık, karında belirgin şişlik, açıklanamayan kilo kaybı, koyu renkli idrar, açık renkli dışkı veya bilinç değişikliği gibi belirtiler ortaya çıktığında gecikmeden hekime başvurulmalıdır” ifadelerini kullandı.

Siroz ve Karaciğer Kanseri Arasındaki İlişki

Prof. Dr. Sedat Karademir, dünyada en sık görülen primer karaciğer kanseri türünün, hepatoselüler karsinom olduğunu söyleyerek, “Bu tümörlerin önemli bir bölümü kronik karaciğer hastalığı ve siroz zemininde gelişir. Bu ilişki, karaciğer kanserinden korunmada kronik karaciğer hastalıklarının önlenmesi ve kontrol altına alınmasının önemini ortaya koymaktadır. Viral hepatitlerin önlenmesi ve tedavisi, sağlıklı vücut ağırlığının korunması, metabolik hastalıkların kontrol altında tutulması, alkolün karaciğer üzerindeki zararlarından kaçınılması ve kronik karaciğer hastalarının uygun aralıklarla takip edilmesi bu açıdan önem taşır. Karaciğer kanseri çoğu zaman bir günde ortaya çıkan bir hastalık değil; yıllar boyunca devam eden kronik hasarın oluşturduğu zeminde gelişebilir. Bu nedenle karaciğeri korumak, aynı zamanda gelecekte ortaya çıkabilecek ciddi hastalıkların riskini azaltmanın da önemli bir parçasıdır” ifadelerini kullandı. Karaciğer rezervini ‘dört canlı’ olarak tanımlanmanın, kronik karaciğer hasarının yıllar içinde nasıl ilerlediğini anlatmak için güçlü bir benzetme olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sedat Karademir, “Hepatit virüsleri, yoğun alkol kullanımı, metabolik hastalıklar ve karaciğer yağlanması gibi hasar oluşturabilen etkenler uzun süre devam ettiğinde, karaciğerin kendini onarma kapasitesi sürekli sınanabilir. Tekrarlayan hasar sırasında karaciğer dokusunda bağ dokusu birikmeye başlayabilir. Hasar ortadan kaldırılmazsa, normal karaciğer mimarisi bozulabilir, organ sertleşebilir ve zamanla siroz gelişebilir. Karaciğer kendini yenileme konusunda olağanüstü bir organdır; ancak karaciğerin sahip olduğu “yedek can”lar sınırsız değildir. Asıl amaç, bu rezervin ne kadar büyük olduğunu sınamak değil; onu tüketmeden koruyabilmektir.”

Milliyet Gazetesi - Prof. Dr. Sedat Karademir ve Didem Seymen Röportajı

Prof. Dr. Sedat Karademir’in Karaciğer, Pankreas ve Safra Yolları Cerrahisi Deneyimi

Medicana International İzmir Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nde görev yapan Prof. Dr. Sedat Karademir, karaciğer, pankreas ve safra yolları hastalıklarının cerrahi tedavisi alanında çalışmalarını sürdürüyor. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Prof. Dr. Sedat Karademir, Amerika Birleşik Devletleri’nde karaciğer ve organ nakli alanında eğitim aldı. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapan Prof. Dr. Sedat Karademir, Ankara Güven Hastanesi’nde Organ Nakli ve HPB Cerrahi Birimi Direktörlüğü, Anadolu Sağlık Merkezi’nde ise Genel Cerrahi Koordinatörlüğü ve HPB Cerrahi Birimi sorumluluğu görevlerini üstlendi. Mesleki çalışmaları arasında karaciğer tümörleri, pankreas kanseri, safra yolu tümörleri ve karaciğer nakli gibi ileri cerrahi uygulamalar yer alan Prof. Dr. Sedat Karademir, bu hastalıkların cerrahi tedavisinde multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekti.

İletişim ve Bilgi Formu
Genel cerrahi, HPB cerrahisi ve organ nakli ile ilgili soru ve danışma formu.

* Lütfen tüm form alanlarını doğu bir şekilde giriniz. Bilgileriniz gizli tutulmaktadır.

Anlaşmalı Kurumlar
Hastanemizin aşağıdaki kurum veya özel sigortalarla anlaşması bulunmaktadır. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi anlaşmalı kurum listesi hakkında ayrıntılı bilgi edinmek için sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Prof. Dr. Sedat Karademir Prof. Dr. Sedat Karademirİletişim İletişim Whatsapp
Prof. Dr. Sedat KarademirProf. Dr. Sedat KarademirGenel Cerrahi Uzmanı
+90232 970 3535
+90232 970 3535